Erhan BAYDAR

Tarih: 09.04.2012 00:00

12 EYLİüL DAVASI ve YENݝ ANAYASA..

Facebook Twitter Linked-in

12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçim kampanyaları, ağırlıklı olarak başta sivil bir demokratik anayasanın yapılması olmak üzere, beklentilere cevap verecek, barış ve huzurun bir an önce sağlanmasına yönelik adımların atılacağını ön planda tutan vaatlerle doludur.


12 Eylül davasının başladığı, darbelerin araştırılması için teklifler verildiği bu günlerde gösterilen duyarlılık, yeni yapılacak Anayasa ve partiler arası diyaloğun sağlanmasına vesile olabilir. 12 Eylül davasının başlaması nedeniyle konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sözleri, konuyu kısa özet olarak çok iyi açıklamaktadır. Gül, “Bundan sonra Türkiye’nin geleceğinde bu tip teşebbüslerin olmayacağı yönünde çok önemli bir zihniyet değişimine sebep olacaktır. Gördüğüm kadarıyla herkes, bütün siyasi partiler başta olmak üzere dayanışma içinde ve bu davaya müdahil oluyor. En üst hukuki belge, hepimizi kuşatan Anayasa’mızdır. Bu Anayasa’mız da 1980 döneminin ortaya çıkardığı bir belgedir. Dolayısıyla bütün siyasi partilerimizin gösterdiği bu dayanışmayı, yeni bir Anayasa yapılması konusunda göstermelerini beklerim.’’  diyerek önemli bir mesaj vermiştir.


Yeni Anayasanın yapılması, çoğunlukla bütün siyasi partilerin üzerinde birleştiği ortak bir sorun.. TBMM Başkanlığı bu konuda çalışmalar sürdürmektedir.  Toplumun çeşitli kesimlerinden Yeni Anayasaya katkı vermek adına çalışmalar sürdürülmektedir. Nitekim Ağrı’dan da Anayasa ile ilgili çalışmalar yapılıp TBMM başkanına verildi. Ama seçimlerden bu yana Mecliste gurubu bulunan siyasi partiler yeni anayasa çalışmalarını adeta çıkmaza sokarcasına her genel kurul toplantısında gerginlik yaratmaya, kavga etmeye devam ettiler. Daha son olarak kademeli eğitim 4+4+4 görüşmelerinde, milletvekillerinin hakaret dolu sözlü sataşmaları, tartışmaları ve hatta yumruklaşmaları gündeme damgasını vurdu.


Bu gerginlik alt komisyonlardan başlayarak Genel Kurula kadar devam ederken, diğer yandan liderlerin açıklamaları da ortamı iyiden iyiye germeye devam ediyor. Geçen hafta yapılan gurup toplantılarında Siyasi Parti Genel Başkanlarının konuşmaları önümüzdeki günlerde de bu kısır söz düellosunun devam edeceğini göstermektedir.


şimdi, çok önemli dediğimiz ve toplumun büyük bir umutla beklediği yeni bir anayasa ile barış ve huzurun tesisi beklentisi bu şartlarda ne derece mümkün görülebilir?. Görüş ve düşüncelerin en iyi ifade edileceği yer olan TBMM, Milletvekillerinin kavga yeri değil, çözüm yeridir.. O bakımdan Anayasa ile ilgili çalışmaları bu gerginlik kesintiye uğratabilir.


Bu üslup ve gerginliğin, karşılıklı saygı ve hoş görü içinde  düşürülmesi gerekir. Yoksa bu tansiyon, yeniden inatlaşma ve krize devam olur ki; bu da ne yeni demokratik anayasanın yapılmasına, ne de diğer sorunların çözümüne yarar sağlamaz..


-Erhan BAYDAR-



 


 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —